28 Haziran 2010 Pazartesi

kavrama noktası


ışık olduğu sürece gölgeler olmaya devam edecek. bunu olduğu gibi kabul ediyorum.
gölgelerden korkup karanlığa saklanacak değilim.

ben olmak istediğim kadar tahmin edilemez, hep olacağımı bildiğim kadar belirsizim.
yine de ben güvenilmez, bağlanılamaz değilim.

enerjimin, huzurumun, sabrımın limitleri var. bu beni zayıf ya da değersiz yapmıyor.
ben bir buda heykeli değilim.

ne kadar kazık yesem de, insanların özünde iyi olduğuna inanıyorum. ama hiçbirine güvenmiyorum.
en kötü ihtimali düşünen bir iyimserim, karamsar değilim.

düşündüğüm şeyler için vicdan azabı duymaktan vazgeçtim artık. çünkü düşünceyi bir kenara koy, yaptığı şeyler için bile vicdanı sızlamayan milyonlarca insanın içinde yaşıyorum ve hiç kimseyi bilerek incitmedim.
sevdiğim kadının başına gelen en kötü şey değilim.

süpermen değilim.

ortalama değilim.

dahi değilim.

aptal değilim.

.
.
.
ben, benim işte. başka bir şey değilim.

3 Haziran 2010 Perşembe

off the hook



"so i am like this last stop before new york" he said. his voice over the phone sounded a little frustrated but mostly indifferent. "maybe i should start taking commission fee, you know. 'cause i can make a fortune." he chuckled. then there was this big silence.
---
i think it's time for us to make our confessions.
i know what comes after this. and when it comes it is never pleasent.
it is time for us to stop and think
where we are headed and how it all started.
VETO! sorry, we don't do that anymore
---
"nobody makes me cum like you do". that's what he really wanted to say actually. but he did not like the "devotion" in that phrase. so he just gave a kiss-goodnight. it was not like him at all; not being curious about someone who gave way to such spectacular sensations in his body. knowing that there is so much to discover, so much to admire, yet simply denying everything but pleasure...

milan kundura


grev var ruhumda.

rahatsız edici bir sessizlik hakim olmuş zihnime.

ya değişiyorum, ya da hayatı tokatlayacak bir u dönüşü yapmak üzereyim.

tam kestiremiyorum.

sessizliği sevmem. ardından gelecek her ne ise, onun üstünde baskı oluşturur çünkü.

ama söyleyecek hiçbir şeyim yok.

boşluğun dayanılmaz ağırlığı. gecenin başından ayağını sıkan bir ayakkabı gibi.