14 Nisan 2010 Çarşamba

durum raporu


 
buradaki en temel sıkıntıyı mercek altına almanın vakti geldi artık! işte huzurlarınızda şantiyenin moda faciaları.

1 - annem alıyor ben giyiyorum: bak dostum biliyorum, bu zamana kadar kendi kendine alışverişe çıkmamış olman kendine ait bir tarzın olmasını imkansız hale getirmiş, bunu anlıyorum. ama en azından elindeki malzemeyi düzgün kullanmayı öğrenmen gerek. koyu sarı fitilli kadife pantolon üstüne çocuk çarşafı gibi desenli koyu gri bir tişört giydiğinde inan bana hiçbir mazeret senin bu zevksizliğini mazur gösteremez. annen sana plotter örtüsünü ceket diye getirse bayıla bayıla giyecek ve altına uygun apış arasını fırlatan 501 arayacak kadar kör ve kaybolmuş durumdasın. acil yardıma ihtiyacın var ama ben çok meşgulüm, uğraşamıyorum.

2 - arif goes punk: adamım seni görünce işte dedim, ankara'nın gece hayatından kopup gelmiş bir genç var aramızda. yaşı küçük de olsa bu adam kafa bir tip, bir iki ayarlama ile arkadaş bile olunur. fakat dostum sen sosyal ortamlarda bağlama çalarak kendine bir yer ediniyorsun ki çal eline sağlık, teline kurban, mızrabına hayran. ama bu kavramsal kargaşan beni çok yoruyor be adamım. bağlama'ya nasıl bir tarz gider bilmiyorum, ama punk eskisi olmadığından da adım gibi eminim.

3 - keyfalhal onur bey: habibi sen bu ülkenin yetiştirdiği en modern insanlardan birisin. sana sevgim sonsuz ama bu paçaların hali nedir böyle? bütün pantolonların sen daha boy atmadan önce alınmış gibi duruyor ki ben öyle olmadığını biliyorum. bu senin seçimin! giydiğin kıyafetlere her zaman uyumsuz olmaya ant içmiş çoraplarını gösteren bilek dekoltesini sen seçiyorsun. yapma habibi, sinirimi bozuyorsun!

4 - achtung, red shoes: mavi sipariş etmeme rağmen kırmızı renkte gelen spor ayakkabılara dolu dolu gözlerle bakarken, çıtı pıtı psikolog/boksör kız bana "her erkeğin içinde bir çift kırmızı spor ayakkabı vardır" demişti. o ayakkabıları hiç giymedim ve adamım keşke sen de o kırmızı ayakkabıları hiç giymesen. her kıyafetinin ayrılmaz bir parçası olan kırmızı tracking botların ve sarı saçlarınla sıcaktan beyni pişmiş mısırlı işçilere kim bilir ne karmaşık mesajlar veriyorsun. çok severim seni biliyorsun, ama biraz yanlış yapıyorsun.

5 - fork you all: ah be abicim. uzaktan bakınca duruşun temiz, iş geçmişin 10 üstünden 9. peki neden ha neden giyiyorsun o kot pantolonu ısrarla? toplantının ortasında çay almak için eğildiğinde çatalını bütün şantiyeyle paylaştığını, iç çamaşırı giyip giymediğinin çeşitli çevrelerde tartışma konusu olduğunu, son tahlilde hiç kimsenin toplantı gündemine yoğunlaşamadığını ve senin çatalını ajandasına skeçlediğini biliyor musun? 

bunlar şantiyenin moda facialarının sadece en öne çıkanları. biraz özeleştiri? hayır, hiç havamda değilim.

peki hiç kimseyi beğenmiyor muyum yani? koyu teni, alışıla geldik güzel kadın tanımına uymayan yüzü ve dalgın-şaşkın bakışları ile herkesin şaka konusu yaptığı N., sen benim moda ikonumsun. sana bakınca skunk anansie dinlediğim yılları hatırlıyorum. görüntü "skin" ama ses maalesef çamaşır makinesinin yüksek devri ile yarışıyor. olsun, sen yine de şarkı söyleyerek iş yapıyor ve kimseyi iplemiyorsun. her kıyafetine mutlaka eklediğin turuncu detaylar, birbirine uydurduğun o desenli elbiseler ve başörtüleri, zaman zaman başına iliştirdiğin boncuklu tokalar ile sen başlı başına bir ekolsün. afrika seninle gurur duyuyor!

önemli not: insanları dış görünüşüne göre değerlendirmek çok yanlıştır, sakın kendi başınıza denemeyin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder